IBAN Dosyalarında Yeni Dönem
Kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak anılan dosyalar, son yılların en kalabalık ceza yargısı gruplarından biri hâline geldi.
Av. Hayri Efe SAVRAN
8/3/20268 min oku
IBAN Dosyalarında Yeni Dönem
Kamuoyunda "IBAN mağdurları" olarak anılan dosyalar, son yılların en kalabalık ceza yargısı gruplarından biri hâline geldi. Banka hesabını, kartını veya hesabına erişim sağlayan bilgileri belirli bir komisyon karşılığında üçüncü kişilere veren kişiler, kural olarak TCK m. 158/1-f kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçuna iştirakten sorumlu tutuldu. Alt sınırı dört yıl olan, çok sayıda dosyada TCK m. 158/3 ve m. 43 hükümleriyle katlanan cezalandırma rejimi; elde edilen menfaatle hiçbir orantı taşımayan sonuçlar üretti. Hesabını birkaç bin lira karşılığında veren kişi ile organizasyonun kurucusu, çoğu zaman aynı ceza aralığı içinde değerlendirildi.
31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7589 sayılı Kanun, bu tabloya doğrudan müdahale eden bir hüküm getirdi. Aşağıda, Kanun'un 13. maddesiyle TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkranın hukuki niteliği, uygulama alanı ve geçiş rejimi; özellikle kesinleşmiş hükümler bakımından doğurduğu uyarlama sorunları çerçevesinde ele alınmaktadır.
1. Düzenlemenin Kaynağı ve Yürürlüğü
7589 sayılı "Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", 16 Temmuz 2026 tarihinde TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilmiş ve 31 Temmuz 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmıştır. Kanun'un 26. maddesi uyarınca 11, 12 ve 22. maddeler yayım tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girecektir. Türk Ceza Kanunu değişikliğini içeren 13. madde ise yayım tarihinde, yani 31 Temmuz 2026 itibarıyla yürürlüktedir. Bu tarihten sonra verilecek tüm kararlarda, koşulları varsa yeni fıkranın uygulanması zorunludur.
TCK m. 158'e eklenen dördüncü fıkra şu şekildedir:
"(4) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir."
2. Fıkranın Hukuki Niteliği
2.1. Yeni bir suç tipi değil, indirim normu
Uygulamada "IBAN kiralama suçu" ifadesi dolaşıma girmiş olsa da düzenleme bağımsız bir suç tipi ihdas etmemektedir. Fail, koşulları varsa TCK m. 157 veya m. 158 kapsamında sorumlu olmaya devam eder; suç vasfı, teşebbüs, zincirleme suç ve iştirak kuralları değişmez. Değişen tek şey, iştirakçinin katkısının belirli bir fiille sınırlı kalması hâlinde cezanın yarı oranında indirilmesidir.
Hüküm emredicidir. Metinde "indirilebilir" değil "indirilir" denilmektedir; koşullar gerçekleştiğinde mahkemenin uygulamama takdiri bulunmaz. Bu nedenle indirimin tartışılmaksızın geçildiği kararlar, doğrudan hukuka aykırılık oluşturur.
2.2. Kapsam
Fıkra üç eksende geniş tutulmuştur. Birincisi, ödeme aracının veya hesabın faile ait olması gerekmez; "kendisine veya başkasına ait" ibaresi, üçüncü kişiye ait kartı aktaran failleri de kapsar. İkincisi, kapsam klasik banka hesabıyla sınırlı değildir; aracı kurumlar, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar açıkça sayılmıştır. Üçüncüsü fiil, yalnızca hesap numarasının verilmesini değil, "hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları" vermeyi kapsar; şifre, doğrulama kodu, fiziki kart ve hat teslimi bu çerçevededir.
Buna karşılık amaç unsuru bakımından hüküm dardır: fiilin "kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla" işlenmiş olması aranır. Menfaatin fiilen elde edilmiş olması şart değildir; vaat edilen komisyonun ödenmemiş olması indirimin uygulanmasını engellemez.
3. "Fiille Sınırlı Olma" Ölçütü
İndirimin uygulanıp uygulanmayacağı tek bir ölçüte bağlanmıştır: iştirakin, ödeme aracını veya hesap bilgilerini başkasına vermek fiiliyle sınırlı kalması. Yargılamanın ağırlık merkezi bundan sonra bu ölçüt olacaktır.
Sınır içinde kalması beklenen davranışlar; kartın ve şifrenin teslimi, internet bankacılığı bilgilerinin paylaşılması ve hesabın kapatılmayarak açık bırakılmasıdır. Sınırı açıkça aşan davranışlar ise paranın bizzat çekilmesi veya başka hesaplara aktarılması, mağdurla iletişime geçilmesi, sahte belge düzenlenmesi, başka kişilerin hesaplarının organizasyona temin edilmesi ve para trafiğinin yönetilmesidir. Tartışmalı orta alanda; birden fazla bankada peş peşe hesap açılması, hesap hareketlerinin fail tarafından takip edilmesi ve komisyonun üçüncü kişilerle paylaştırılması yer alır.
Bu ölçüt delil değerlendirmesini zorunlu kılar. Banka hareket dökümleri, ATM ve şube kamera kayıtları, HTS kayıtları, mesajlaşma içerikleri ve IP kayıtları belirleyici olacaktır. Savunma bakımından doğru kurgu terditlidir: öncelikle dolandırıcılık kastının bulunmadığı, kabul edilmemesi hâlinde fiilin verme eylemiyle sınırlı kaldığı ileri sürülmelidir.
4. Ceza Belirlemede Sıra ve TCK m. 39 ile İlişki
İndirimin somut etkisi, uygulandığı aşamaya göre değişir. TCK m. 158/1-f bakımından hapis cezasının alt sınırı dört yıldır. Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde m. 158/3 uyarınca ceza yarı oranında artırılarak altı yıla, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bir kat artırılarak sekiz yıla çıkar. Yeni fıkra bu artırımlardan sonra uygulandığında sonuç sırasıyla üç ve dört yıl olur. Zincirleme suç hükümlerinin işletildiği dosyalarda tablo daha da ağırdır.
Asıl tartışma TCK m. 39 ile ilişkidedir. Yardım eden sıfatıyla sorumlu tutulan sanıkta m. 39/1 uyarınca zaten yarı indirim yapılmaktadır. Yeni fıkra "iştirak" kavramını kullandığından hem müşterek faili hem yardım edeni kapsar. İki indirimin birlikte uygulanıp uygulanmayacağı metinden açıkça çıkmamaktadır. Lafzî yorum birlikte uygulamayı destekler; m. 39 iştirakin şeklini, m. 158/4 ise katkının muhtevasını esas alır ve farklı sebeplere dayanır. Karşı görüş, yeni fıkranın sınırlı katkıyı zaten karşıladığını, aynı olguya iki kez indirim uygulanamayacağını savunacaktır. Fark küçük değildir: dört yıllık alt sınırdan hareketle tek indirimde iki yıl, çifte indirimde bir yıl sonuç cezası doğar. Yargıtay'ın bu noktada tutum alması gerekecektir.
Adli para cezası bakımından m. 158/1'in son cümlesi, cezanın suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağını öngörür. Bu alt sınır temel cezanın belirlenmesi aşamasına ilişkin olduğundan, m. 158/4 indirimi sonrasında miktarın söz konusu eşiğin altına inmesi mümkündür.
Sonuç cezanın iki yıl ve altına inmesi hâlinde CMK m. 231 gündeme gelir. Ancak hükmün açıklanmasının geri bırakılması zararın giderilmesi koşuluna bağlı olduğundan, çok mağdurlu dosyalarda bu yol fiilen kapalıdır. Aynı Kanun'un 15. maddesiyle CMK m. 231'de yapılan değişikliğin bu kararlara karşı istinaf yolunu açtığı da ayrıca göz önünde tutulmalıdır.
5. Geçiş Rejimi
5.1. İlk derecede derdest dosyalar
Kanun yürürlükte olduğundan yeni fıkra doğrudan uygulanır. Ayrıca hüküm verilmezden önce zararın tamamen giderilmesi hâlinde TCK m. 168/2 uyarınca yarısına kadar ek indirim mümkündür. Bu grup, herhangi bir geçiş hükmüne ihtiyaç duymadan en geniş imkâna sahiptir.
5.2. Kanun yolu incelemesindeki dosyalar
Geçici m. 1/6 uyarınca, bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyalar hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilecektir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine iletilecektir.
5.3. Kesinleşmiş hükümler ve uyarlama
Kanun'da, kesinleşmiş hükümler bakımından uyarlama yargılamasını düzenleyen açık bir hüküm yoktur. Buna rağmen geçici m. 1/7, infaz aşamasındaki hükümlüler arasından "dördüncü fıkranın uygulanacağı" olanlardan söz ederek bir uyarlama değerlendirmesinin yapılacağını zımnen kabul etmektedir.
5.4. İnfaz aşamasında etkin pişmanlık
Geçici m. 1/7, dar ve koşullu bir imkân getirir. Kanunun yürürlüğünden önce m. 157 veya m. 158 uyarınca hüküm verilmiş, dosyası infaz aşamasında olan ve haklarında daha önce TCK m. 168 uygulanmamış hükümlülerden yeni fıkranın uygulanacağı olanlar; mağdurun uğradığı zararı mahkemece yapılacak ihtardan itibaren altı ay içinde aynen iade veya tazmin suretiyle tamamen gidermeleri hâlinde TCK m. 168/2'deki etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilir. Hüküm, kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle Kanun'un yürürlüğünden sonra kesinleşen hükümleri de kapsamına almaktadır.
Üç ayrıntı pratikte belirleyicidir:
Altı aylık süre kanunun yürürlüğe girdiği tarihten değil, mahkemenin ihtarından işlemeye başlar. İhtar için mahkemenin harekete geçmesi gerekir. Hükümlü veya müdafii; uyarlama talebiyle birlikte ihtar yapılmasını, giderilecek zarar miktarının ve ödemenin yapılacağı hesabın bildirilmesini açıkça talep etmelidir.
Zararın tamamen giderilmesi aranır; kısmi ödeme sonuç doğurmaz. Çok mağdurlu dosyalarda toplam zarar, hükümlünün elde ettiği menfaatin kat kat üzerindedir. Hüküm bu yönüyle yalnızca ödeme kapasitesi bulunan dar bir grup için işlevseldir.
Zarar tamamen giderilinceye kadar infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verilemez. Ödeme süreci, infaz devam ederken yürür.
5. Düzenlemenin Kapsamadıkları
Düzenleme af değildir. Mahkûmiyeti ortadan kaldırmaz, adli sicil kaydına etki etmez ve kendiliğinden tahliye sonucu doğurmaz.
Suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama (TCK m. 282) ile 6493 ve 5549 sayılı Kanunlar kapsamında doğabilecek sorumluluğu etkilemez.
Hukuki sorumluluğu değiştirmez. Mağdurun hesap sahibine karşı haksız fiile dayanan talep hakkı ve birlikte sorumluluk hükümleri aynen devam eder; ceza indirimi tazminat borcunun kapsamını daraltmaz.
Bankaların, ödeme kuruluşlarının ve kripto varlık hizmet sağlayıcılarının hesap açma ile şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerine ilişkin bir düzenleme içermez. Zincirin kaynağındaki sorumluluk tartışması açık kalmıştır.
6. Sonuç
Düzenleme, uzun süredir dile getirilen orantılılık sorununa kısmi bir cevap veriyor. Cevabın kısmi olmasının sebebi açıktır: indirim, alt sınırı dört yıl olan ve çok sayıda dosyada m. 158/3 ile artırılan bir cezalandırma rejiminin içinde uygulanmaktadır. Ödeme aracını veren kişi ile organizasyonun yöneticisi arasındaki mesafe, tek bir yarı indirimle kapanmamaktadır. Buna karşılık pratik etkisi büyüktür ve dosya bazında derhal harekete geçmeyi gerektirir.
Dosya gruplarına göre yol haritası şudur: ilk derecede derdest dosyalarda m. 158/4 talebi delilleriyle birlikte ileri sürülmeli, mümkünse hüküm verilmeden önce zarar giderilerek m. 168/2 birlikte işletilmelidir. Kanun yolundaki dosyalarda, işlem resen yapılacak olsa da fiilin sınırını ortaya koyan dilekçe sunulmalıdır. Kesinleşmiş dosyalarda hükmü veren mahkemeye uyarlama talebi yöneltilmeli, aynı dilekçede geçici m. 1/7 kapsamında ihtar yapılması ve giderilecek zarar miktarının belirlenmesi istenmelidir.
Kaynakça
7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (Kabul Tarihi: 16/7/2026), Resmî Gazete, 31/7/2026, S. 33326.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m. 7, 39, 43, 61, 157, 158, 168.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, m. 231.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, m. 98.
TBMM, 2/3737 esas numaralı Kanun Teklifi ve Adalet Komisyonu Raporu.
İletişim
İnternet sitesindeki içeriklerin tümüyle veya kısmen kopyalanması, çoğaltılması yasaktır. Aksi davranılması halinde hukuki yollara başvuru hakkımız saklıdır. İşbu internet sitesi 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'na uygun olarak faaliyet göstermektedir. İnternet sitesindeki içerikler avukatlık hizmeti olarak değerlendirilemeyeceği gibi, bilgilendirme dışında bir amaç gütmemektedir.
Bilgilerinizi bırakın, size dönüş sağlayalım.
Güzeltepe, Özvatan Sokağı No:20/4, 06690 Çankaya/Ankara
+90 552 524 42 26
All rights reserved. © 2025. Özuğur&Savran Hukuk ve Danışmanlık Bürosu
av.edaozugur@gmail.com
av.efesavran@gmail.com
⎯


hukuk@ozugursavran.com
